Mardin Artuklu Üniversitesi – Türkiye’de Yaşayan Diller Enstitüsü
Türkiye’nin çokdilli ve çokkültürlü yapısının bilimsel zeminde araştırılması amacıyla 10 Aralık 2009 tarihinde kurulan Türkiye’de Yaşayan Diller Enstitüsü, yalnızca bir akademik yapı değil, aynı zamanda bir kültürel hafıza ve bilgi üretim merkezidir. Kürtçe, Arapça ve Süryanice gibi binlerce yıllık köklere sahip dillerin, modern akademinin diliyle buluştuğu bu enstitü; Türkiye’de sosyal bilimler tarihinde eşine az rastlanır bir vizyonun ürünüdür.
Enstitümüz, dilin yalnızca bir iletişim aracı değil; kültürün, kimliğin, inancın ve toplumsal belleğin en derin taşıyıcısı olduğuna inanır. Bu bilinçle, kurulduğu günden bu yana yürüttüğü lisansüstü eğitim-öğretim faaliyetleri, bilimsel araştırmalar ve saha çalışmalarıyla hem Türkiye’nin kültürel zenginliğini belgelemekte hem de bu mirası çağdaş akademik bir dilde geleceğe aktarmaktadır.
Bugün, güçlü akademik kadrosu, disiplinlerarası yaklaşımı ve uluslararası iş birliklerine açık yapısı ile Enstitümüz, sadece bölgesel bir akademik merkez değil, aynı zamanda Orta Doğu’nun dilsel ve kültürel mirası üzerine çalışan uluslararası bir bilim platformu haline gelmiştir. 2021 yılından itibaren açılan doktora programlarımız bu vizyonun somut göstergesidir. Özellikle Süryani Dili ve Kültürü Anabilim Dalı’nda açılan doktora programı, dünyada ilk olma özelliğiyle yalnızca bilimsel bir yenilik değil, aynı zamanda kültürel diplomasi açısından da küresel bir dönüm noktasıdır.
Enstitümüzden bugüne kadar 1200’ün üzerinde lisansüstü mezun verilmiştir. Bu sayı, sadece akademik bir istatistik değil; dil, kültür ve kimlik alanlarında geleceğe yön verecek bir entelektüel topluluğun ifadesidir. Mezunlarımız, akademiden sivil topluma, eğitimden kültürel diplomasiye uzanan geniş bir alanda etkili roller üstlenerek, “yaşayan diller”in yalnızca öğretilen değil, yaşatılan değerler olduğunu kanıtlamaktadır.
Stratejik vizyonumuz; eleştirel düşünebilen, etik değerlere bağlı, yenilikçi, dijital dönüşüme duyarlı ve evrensel bilimin ilkeleriyle donanmış bireyler yetiştirmektir. Bizim için akademik başarı, yalnızca yayın ya da diploma değil; bilginin insana, topluma ve geleceğe dokunduğu noktadır. Bu nedenle öğrencilerimizin yalnızca bilimsel donanım kazanmalarını değil, aynı zamanda kültürel çeşitliliği bir zenginlik olarak gören, barışı ve diyaloğu bilgiyle inşa eden bireyler olarak yetişmelerini önemsiyoruz.
2025–2026 akademik yılında lisansüstü programlarımıza katılan tüm öğrencilerimize üretken, özgün ve anlamlı bir akademik yolculuk diliyorum.
Birlikte, dilin insanı, insanın kültürü, kültürün ise barışı inşa ettiği bu benzersiz yolculukta, Enstitümüzün köklü mirasını geleceğin yenilikçi ufuklarına taşımaya devam edeceğiz.