T.C. MARDİN ARTUKLU ÜNİVERSİTESİ Kudüs ve Filistin Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi
  • /
  • ŞİİR VE KUDÜS

ŞİİR VE KUDÜS

...Bir şair, kutsal bir beldeyi fethe çıkan atlı bir komutan gibidir...

Kudüs – Nizar Kabbani

Ağladım tükeninceye kadar gözyaşlarım
Namaz kıldım sönünceye dek kandiller
Usanıncaya kadar rükû ettim
Muhammed’i sordum sende kaybolan
Ey Kudüs, ey nebilerin çıktığı şehir

Ey Kudüs, ey şeriatler feneri
Ey parmakları yanan güzel çocuk
Hüzün var gözlerinde, ey iffet şehri
Ey Resulün uğradığı bahçe
Kaldırımlarında hüzün var
Minarelerinde hüzün var
Ey Kudüs, ey karalara bürünen şehir
Kim çalacak çanlarını Kıyamet kilisesinin
Pazar sabahları
Kim taşıyacak çocuklara oyuncakları
Yılbaşı gecesinde

Ey Kudüs, ey hüzünler şehri
Ey gözlerinden kocaman yaşlar akan
Kim durduracak düşmanları
Üzerine çullanan, ey dinlerin incisi
Kim silecek kanları duvarlarından
İncil’i kim kurtaracak
Kim kurtaracak Kur’an’ı
Kim kurtaracak Mesih’i kendisini öldürenlerden
İnsanlığı kim kurtaracak

Ey Kudüs, ey şehrim
Ey Kudüs, ey sevgilim
Yarın, yarın çiçek açacak limon
Sevinecek yeşil sümbüller ve zeytin
Gözler gülecek
Geri dönecek göçmen güvercinler
Tertemiz yuvasına
Ve geri dönecek çocuklar oynamaya
Buluşacak babalarla oğullar
Ey memleketim
Ey barış ve bereket şehri

 

Alınyazısı Saati – Sezai Karakoç

1.
Ve Kudüs şehri. Gökte yapılıp yere indirilen şehir.
Tanrı şehri ve bütün insanlığın şehri.
Altında bir krater saklayan şehir.
Kalbime bir ağırlık gibi çöküyor şimdi.
Ne diyor ne diyor Kudüs bana şimdi
Hani Şam’dan bir şamdan getirecektin
Dikecektin Süleyman Peygamberin kabrine
Ruhları aydınlatan bir lamba
İfriti döndürecek insana:
Söndürecek canavarın gözlerini
İfriti döndürecek insana

Ve Kudüs'ü terk ettiğin o ikindi
Birinci Cihan Harbi günü vakti
Kan sızdırıyor kaburga kemikleri
Karlı dağlardan indirdiğin atların
Bir evde perdeyi indiriyor bir kadın
Mahşerin perdesini kıyametin perdesini
Ağlıyor yere inen saçları
Göğü yırtan kefen beyazı elleri

Ve Kudüs şehri. Gökte yapılıp yere indirilen şehir.
Tanrı şehri ve bütün insanlığın şehri.
Yeşile dönmüş türbelerin demiri
Zamanın rüzgâr gibi esen zehriyle
Ve yatırlar patır patır kaçıyor geceleri
Boşaltıyorlar işgal edilmiş bir şehri boşaltır gibi
Kaçıyorlar Lut şehrinden kaçar gibi
Tuz heykele dönüşmemek için Tanrı gazabıyla
Susmuş minarelerin azabıyla
Yıkılmış cami kubbelerinin ıstırabıyla


Ve şehit kemiklerinin bakışı bir başka bakış
Artık burada taş bile durmak istemez
Ve Ay’ı görmek istemez zeytin ağaçları
Eğilerek selamlamazlar hilali hurmalar
Artık ne Zekeriya ve ne İsa var
Sararmış bir tomar mı mucizeler
Ölülerin dirilişi şifa veren kelimeler
Ve ne de Miraçtan bir iz
Yerden yükselen kaya

Ve Kudüs şehri. Artık yer şehri, toprak şehri.
Bakır yaprakların, çelik gövdelerin, acımasız yüreklerin.
Demir köklerin, tunçtan ve uranyumdan dalların.
Kurşundan çiçeklerin şehri.
Gülle kusuyor ana rahmi
Bomba parçalıyor beynini bebeğin
Tanklar saldırıyor evlere bir anda ev yok tank var
Uçak var gök yok utanç var
Ve kime karşı bütün bunlar
Masum insanlara karşı
Binlerce yıl oturdukları yurtta kalmak isteyenlere karşı
Ve kim tarafından bütün bunlar


Romanın, Babil'in, Asur'un ve Firavunların
Ve nice milletlerin zulmünü görenler tarafından
Zalime olan öcünü mazlumdan almak
Zalim olmak ve en zalim olmak
Ve artık ne İbrahim ne Yakup ve ne Musa var
Tersinden okunan Tevrat hükümleri
Karaya boyanmış Mezmurlar

Ve Kudüs şehri. İçiyle ve ruhuyla suskun
Göklere kaçmış hayaliyle
Bir pervane gibi ışığa uçmuş gönlüyle
Bir başka âleme göçmüş hakikati
Tanrı katına varmış
İki elini kavuşturup divana durmuş
Hüküm istemiş

Yeryüzüne yeryüzü kadısına
Hüküm ki:
Haksız yere bir insanı öldüren bütün insanlığı öldürmüş gibidir

Ve haksız yere insan öldürenin cezası ölüm
Ve fitne, Arzı fesada verme, daha büyük suç adam öldürmekten

Fitne bastırılıncaya kadar savaşın!
Yeryüzünden fesat kalkıncaya kadar
Ey insanlık, ey insanlar
En gündüzden daha gündüz,
Hakikatten daha hakikat
Müslümanlar.

 

Anneler ve Kudüsler – Nuri Pakdil

I

Güz suları bizim şehrin önünden akar
Kış savunması
Bizim şehir üs öbür şehirlere
Dakka şimdi bir doğu kamerası
Ölümü çeken

*

Geleceği parmakların bir bir gösterdi
Yeşil bir harmani dizlerinde
Çek denizi aradan
And anıtları koy
Eski çağ taşlarının üstüne
Yeniçağ silahları üstüne

*

Eylem öğlesi
Gülkurularını birbirine bağladık
Ekmeğimize bulaşan çağın hakkını
Kitabı açarak
Yonttuk

*

Soluğunda gül kokusu
Okunan ve bitmeyen bir sayfa
Gibi
Beni çeker bir girişime

*

Daha dinç ötede
Gerçekte olduğundan daha parlak
Yeresel
Otuz üç katlı bir yapı gibi
Damarlarımızda dolaşan kan gibi
Hamid çizgisi

*

II

At ipi atladı
Kitap soluyan atlar
Çocuk atı çağırdı
At çocuğu tanıdı

*

Denizi çek annemin başörtüsüyle ey sevgili
At geçer o zaman denizi

*

Bilirsiniz ormanlarla sonsuz bir at gelir
Görmüşsünüzdür çocukların rüyalarında da gelir
Biner ona
Sünnetçi

*

Cezayir’e atlarla gidilirdi
Babam atla bağa gelirdi
Yeni Ali
Paris’i atla dolaşacak

*

İyi binen ata
Bir solukta geçer Hazer’i
Yavaş yavaş ingiliz
Tuzağına düşer at süren yiğitlerin

*

III

Tûr Dağını yaşa
Ki bilesin nerde Kudüs
Ben Kudüs’ü kol saati gibi taşıyorum

*

Ayarlanmadan Kudüs’e
Boşuna vakit geçirirsin
Buz tutar
Gözün görmez olur

*

Gel
Anne ol
Çünkü anne
Bir çocuktan bir Kudüs yapar

*

Adam baba olunca
İçinde bir Kudüs canlanır

*

Yürü kardeşim
Ayaklarına bir Kudüs gücü gelsin

(Ocak 1972)

*

IV

Narin bir üzüm anne yüreği
ağlaması çocuğun
çöl tülbent üstünde
sarar onunla anne yüreğini

*

Çocuk harita
anne çocuğun gözleriyle bakar
uyur çocuk
anne bekçi daim

*

Sokaklar dar mı
boğulur anne
bu atlar
geniş alan isterler

*

Çocuk koşar
ardından K da
insanın yüreğinde bir parça Kudüs vardır yani K
anne şimdi eline aldığı yüreğini yerine bırakır

*

Irmak yatağıdır
çocukların cepleri
bilmeyiz bütün ırmaklar sabahları
akşamları çocuk ceplerindedir

*

Erişince kelime beyi
çocuğun etine
pamuk gibi yumuşak olur o dağ
anneler her yerde o dağı ararlar

*

Dener çocuk
öndeki çocuk boynu mitralyözdür
toz kalktı mı ayaklardan
Alttaki çocukla birlikte ikisi de attır

*

Doğudan mı batıdan mı
yürüyen bir çocuk göreceğiz Kudüs'e
ben çok önce çıktım Doğu’dan
anneler her yerde ararlar beni

*

Çocuk Akdeniz görmüş
her ülkede bulunan
bir
K’dır

*

Büyüyor elinde bomba
bombanın gerçeği yumuk çocuk eli
ama çocuk
aykırı görülür ölüme

*

Ölüm de yasadır
artar K
annelere sunu günaydın
çocuk önder

(Kasım 1973)

*

V

Mavi ışın dolanır anne gömleğinde
bal arısı deniz suyu
tayfı çocukların
gözetir Kudüsleri

*

Kar yağmaz uçar anne gözlerinden
anne eli ovadır
oynayınca çocuk
daha genişler

*

Kudüs'e şiir gömlek dikişi annenin
gösterir yönümüzü iğneden çıkan ipliğin konumu
kare ya dikdörtgen
annenin çocuk yanağındaki izi

*

Düşününce anne
Kudüsler yakınlaşır
bir tanrı tanımazın elinde de
Kudüs haritası bakar Kudüs yaklaşımıyla

*

Kelime anne dişleri
kiminde otuz iki kiminde otuz üç kelime
çocuk bu kelimeleri
öğrenerek yaş alır

*

Tapınakla yürek arasında en canlı ilişki
yüreğimiz sıkışınca
anladık
El-Aksâ’dan bir taş düşürülmüştür

*

İnsan
soyaçekim
göğe yansır umudu
baktıkça aynada

*

Ve çocuk gülünce
ışır el aksa
el aksa bilir ki
çocuk koyacak o taşı

*

Ki biraz kirazdır ki biraz silâhtır
çocukların
gözleri
parmakları

*

Getirince baba
Kudüs'ü özümleyen ekmeği
yeniler anne andını
kirazın ve silâhın üstüne

*

Deniz kabartısıyla
aynı andadır anne andı ve çocuk solunumu
bilir baba
toprağı süren makinanın hüzünle Kudüs'ü söylediğini

*

Ağıt yakışmaz
şiire ve çocuk yüzlerine
ki çocuk yüzleridir getirir bizlere
gereğini bağımsızlığın

*

İlerler zaman
Kudüs koşusunda
ancak anlar
çocukların daim önde olduklarını

 

Mescid-i Aksâ Kan Ağlıyordu – Necmettin Erbakan

Mescid-i Aksâ’yı, gördüm düşümde
Kalmadı çevremde, huzur diyordu…
Kıblem Beytullah’a, her dönüşümde
Nerede haysiyet, onur diyordu…

 

Siyonist çizmesi, gönül sağrımda
Normalleşme hançer, gibi bağrımda
Yıllardır yaptığım, bütün çağrımda
Münafık Kâfirden, muzır diyordu…

 

Kudüs kutsalınız, bu nasıl gayret
Edebiyat değil, cihattır himmet
NATO’ya Şangay’a, sığınır hayret
Bu ne büyük gaflet, kusur diyordu…

 

Kuduz İsrail’e, laf atmak boşa
Gâvur güçten anlar, aldırmaz taşa
Kim ki dış güçlere, olmuşsa maşa
Nifak; kalplerde ki, basur diyordu…

 

İşbirlikçi piyon, siyona uşak
Ucuz kahramanlık, taslıyor yavşak
Özü çürük tohum, verir mi başak
Hiç mi yok sizlerde, şuur diyordu…

 

Hani Adil Düzen, İslam Birliği
Bunlarsız kim size, sağlar dirliği
Dönek palavrası, din fakirliği
İz’anı vicdanı, kazır diyordu…

 

İsrail mukaddes, beldenizdedir
Haçlı donanması, Akdeniz’dedir
Teknolojik fırsat, elinizdedir
Kahraman Mehmetçik, buyur diyordu…

 

Nâbî ve Kudüs:

...

 

 

T.C. Mardin Artuklu Üniversitesi Rektörlüğü